Başınızdaki otorite veya kendini otorite olarak adleden her kim ise ve her nerede olursa olsun. Bu evinizdeki anne, baba, abi veya abla, askerdeki komutanınız, işyerindeki amiriniz, Sinagogdaki Hahamınız, Kilisedeki Papazınız, Camideki İmamınız, yaşadığınız ülkedeki iktidar, okuldaki öğretmen (en kötüsü) dahi olabilir. Kendilerine göre gereksiz ve yersiz bir şekilde kendine çok güvenen insanı belirlemekteler ve bu insana oldukça usta bir şekilde yapılan eziyetler silsilesi başlatmaktadırlar ki bazen farkına dahi varamazsınız. Bu eziyetler fiziksel veya duygusal olabilir.
Tabi bu eziyetler silsilesinden; Keskin ve ince zekalarının sayesinde başarıyla kendilerini kurtarabilen bu insanlar ileri ki yıllarda daha çok eğitime ve bilime eğilimli olurlar. Esas benim merak ettiğim bu eziyetler, baskılar silsilesinden kurtulamayan ve heba olan beyinlerdir. Heba olan beyinleri ise otoriteye boyun eğmeyen diğer beyinleri dize getirebilmek için kullanmaları da işin en acı veren tarafıdır.
İşte bu otoriteler içerisinde en tehlikelisi din dir. Din bir insanın beynindeki düşünceyi yok etmez veya edemez. Fakat tutsak eder. İşte bu yüzdendir ki dinin en güçlü düşmanı daima bilim olagelmiştir.
Yaşadığınız ülkede ya asker yada din ikisi de otorite olmak veya otorite elinde ise diğerine kaptırmamak için çırpınıp dururlar. İkisininde kendilerine has doğruları vardır. Birinden çekmiş olanlar diğerinin iktidara gelmesi veya otorite olması için şakşakçılık yaparlar. Fakat iktidar el değiştirince, ilk kendi boyunlarının sehpalarda sallanacağını bilemeyecek derecede de ahmaktırlar. Bu çağda farkına varamadıkları ise ikisinin de sonunun geldiğidir. Sinek vızıltısından öteye gitmiyor anlatıkları masallar.
Yaşadığınız yer her neresi ise orada bilimin sözünün geçmesi için, canınız pahasına dahi olsa mücadelenizi verin. Diğer otoritelerin kendilerine has doğruları var olabilir. Ancak; Gerçeği yanlızca gerçeği söyleyen bilimdir.
Sonuçta insanoğlu kendisi yaratır otoritesini, Friedrich Engels'in dediği gibi "Tanrı mı? Onu bile insanoğlu kendisi yaratmış ve bakacak olursanız kendi gücüyle de ters orantılıdır." Yani insanoğlu güçlendikçe (bilinçlendikçe) inanmış olduğu Tanrısının gücünün de azaldığının farkına varır. Bazı dangalaklar da bir noktaya gelir ki kendini onun yerine koymaya başlar. Yani bir anlamda otoriteyi yaratan insanoğlunun, kendini otorite (Tanrı) ilan etmesinde bir sakınca göremiyorum ben.
Ve şuna inan ki insanoğlu kendisine yeni bir Tanrı yaratmıştır. Vaktinin çoğunu da onunla geçirmektedir. Hangi ülke olursa olsun istatistiklerine bakarsanız en fazla zaman geçirilen yer, mekan neresidir. Ve bunun mabedi de vardır tabiki. Yani dini mabedlere bugün o kadar yaygaralar koparılmasına ragmen beş dakikalığına da olsa insanoğlu gitmezken, günün en fazla zamanını onunla geçiriyor ve çığ gibi artıyor. Din mi, alın size din; facebook, google, twitter, skype ve ıcq vs. peygamber mi istiyorsunuz Bıll Gates, mabed istiyorsunuz bilgisayarlar, tanrı ise İNTERNETTİR. En cahilinizden en bilgilinize. Askeri otorite konusuna hiç girmedim. Çünkü savaşlar artık bilgisayarlar üzerinden yapılırken sözü dahi olmaz.
İşin kötüsü hiçbir otorite bugün kontrol edemiyor. Tanrının dediği gibi kulum ile benim aramda ne işiniz var? Buyurun cevabı siz verin.